Hicabi Aslan

Hicabi Aslan

Psikolojik Danışman — PDR

Anasayfa Yayınlar Blog Etkinlikler İletişim
İBN-İ ARABİ DER'Kİ ZİHNİMİZDEN GEÇEN HER DÜŞÜNCE BİZE AİT DEĞİLDİR? PEKİ NEDEN...
Blog · 07 Sep 2026 · 7 dk okuma

İBN-İ ARABİ DER'Kİ ZİHNİMİZDEN GEÇEN HER DÜŞÜNCE BİZE AİT DEĞİLDİR? PEKİ NEDEN...

Zihninizden geçen her düşünce gerçek değildir. 🧠 Zihin; geçmiş deneyimler, kaygılar ve öğrenilmiş inançlarla sürekli düşünceler üretir. Önemli olan her düşünceye inanmak değil, onu fark edip sorgulayabilmektir. “Ben başarısızım” demek yerine “Başarısız olduğumu düşünüyorum” diyebilmek, düşünceyle aranıza mesafe koyar. Kendinizi düşüncelerinizden ibaret görmeyin. 💭 Zorlandığınız durumlarda destek almak için randevu alabilirsiniz.

Zihninizden geçen her düşünceye inanmak zorunda olduğunuzu hiç düşündünüz mü? Peki ya zihninizin söylediği her şey, gerçekten sizin düşünceniz değilse? 🤔 Bugün zihnimizden geçen düşüncelerle kendimizi özdeşleştirmemek ve her düşünceyi gerçek kabul etmemek konusuna değiniyoruz. Daha fazla bilgilendirme içeriği için profilimi ziyaret edebilirsiniz. Zihninizin Sesi, Sizin Gerçeğiniz Olmak Zorunda Değil İnsan zihni, gün boyunca sayısız düşünce üretir. Kimi düşünceler geçmişte yaşanan bir olayın izini taşır, kimileri geleceğe ilişkin kaygılardan beslenir, kimileri ise kişinin kendisiyle ilgili yıllar boyunca oluşturduğu inançların bir yansımasıdır. Bazen “Yeterince iyi değilim.”, “Beni kimse anlamıyor.”, “Kesinlikle başarısız olacağım.” ya da “Bana değer verilseydi böyle olmazdı.” gibi düşünceler zihnimizde belirir. Bu düşünceler o kadar tanıdık olabilir ki onları sorgulamadan gerçek kabul edebiliriz. Oysa bir düşüncenin zihnimizde belirmesi, onun doğru olduğu anlamına gelmez. Düşünce, gerçeğin kendisi değil; gerçeği yorumlama biçimimizdir. Zihnimiz bir olay hakkında değerlendirme yapar, geçmiş deneyimlerden anlam çıkarır ve geleceğe ilişkin tahminlerde bulunur. Ancak bu değerlendirmeler her zaman nesnel, eksiksiz veya isabetli değildir. Bazen zihnimiz bizi korumaya çalışırken gereğinden fazla tehdit üretir; bazen de geçmişte öğrendiğimiz bir yargıyı bugün hâlâ geçerliymiş gibi önümüze koyar. Bu nedenle zihnimizden geçen her düşünceyi sorgusuzca sahiplenmek yerine, onun bir düşünce olduğunu fark etmek psikolojik açıdan önemli bir beceridir. Düşünceyle Kendini Birbirinden Ayırabilmek Psikolojik danışmanlıkta ve özellikle Kabul ve Kararlılık Terapisi yaklaşımında, kişinin düşünceleriyle kurduğu ilişki önemli bir çalışma alanıdır. Bu yaklaşımda amaç, zihne gelen her düşünceyi ortadan kaldırmak değil; düşüncelerin davranışlarımız üzerindeki etkisini fark edebilmek ve gerektiğinde onlardan bir adım geri durabilmektir. Örneğin “Ben başarısızım.” düşüncesi geldiğinde, kişi bunu mutlak bir gerçek gibi kabul ederse kendisini yetersiz hissedebilir, yeni bir işe başlamaktan kaçınabilir veya sahip olduğu fırsatları değerlendiremeyebilir. Bunun yerine “Şu anda başarısız olduğumu düşünüyorum.” diyebilmek, düşünce ile kişi arasında küçük ama önemli bir mesafe oluşturur. Bu mesafe, düşüncenin ortadan kalkması anlamına gelmez; ancak düşüncenin kişinin davranışlarını otomatik olarak yönetmesini engelleyebilir. Aaron Beck’in bilişsel terapi yaklaşımında vurgulanan temel noktalardan biri, düşüncelerin duygularımızı ve davranışlarımızı etkileyebileceğidir. Bu nedenle düşüncelerimizi fark etmek, onları değerlendirmek ve gerektiğinde yeniden ele almak psikolojik esnekliğimizi destekleyebilir. Burada amaç, her düşünceyi olumlu bir düşünceyle değiştirmek de değildir. Çünkü insan zihninin her zaman olumlu düşünmesi mümkün değildir. Asıl mesele, olumsuz bir düşünce geldiğinde onunla birlikte sürüklenmeden, “Bu düşünce bana ne anlatıyor, neye dayanıyor ve beni nasıl etkiliyor?” sorularını sorabilmektir. Viktor Frankl’ın “Uyarıcı ile tepki arasında bir boşluk vardır.” sözü, bu yaklaşımı anlamak için güçlü bir çerçeve sunar. Düşünce ile davranış arasında her zaman bir seçim alanı oluşturmak mümkün olmayabilir; ancak bu alanı fark etmeyi öğrenmek, kişinin kendisiyle ve yaşamıyla kurduğu ilişkiyi değiştirebilir. Zihninizden Geçen Düşüncelerle Nasıl İlişki Kurabilirsiniz? Günlük yaşamda zihninizden geçen düşünceleri fark etmek için öncelikle onları bastırmaya çalışmak yerine gözlemlemeyi deneyebilirsiniz. “Şu anda ne düşünüyorum?”, “Bu düşünce hangi duyguyu ortaya çıkarıyor?”, “Bu düşünce bir gerçek mi, yoksa benim olayla ilgili yorumum mu?” gibi sorular, düşüncelerle aranıza mesafe koymanıza yardımcı olabilir. Örneğin bir arkadaşınız size geç cevap verdiğinde zihninizden “Beni önemsemiyor.” düşüncesi geçebilir. Bu düşünceyi doğrudan gerçek kabul etmek yerine, “Arkadaşımın beni önemsemediğini düşünüyorum; ancak bunun başka açıklamaları da olabilir.” diyebilmek, olayın tek bir yorumla sınırlanmasını engelleyebilir. Benzer şekilde, bir hata yaptığınızda “Ben beceriksizim.” düşüncesi yerine “Bir hata yaptım ve bu durum beni yetersiz hissettirdi.” diyebilmek, kişinin kendisini tek bir olay üzerinden tanımlamasının önüne geçebilir. Carl Rogers’ın insanın kendisini olduğu gibi kabul edebilmesinin gelişim açısından önem taşıdığına ilişkin yaklaşımı, burada hatırlanabilir. Kendimizi yalnızca başarılı olduğumuzda değerli, yalnızca olumlu düşündüğümüzde yeterli veya yalnızca başkalarının onayını aldığımızda kabul edilebilir görmek, zihnimizdeki düşüncelerin yaşamımızı gereğinden fazla yönetmesine neden olabilir. Bu nedenle psikolojik esneklik, her düşünceyi değiştirmekten çok, düşüncelerimizle daha dengeli bir ilişki kurabilmeyi öğrenmektir. Zihninizden geçen her düşünce size ait bir karar değildir. Bazen yalnızca geçmişin bir yankısı, bazen bir kaygının sesi, bazen de zihnin alışkanlıkla ürettiği bir yorumdur. Önemli olan, bu düşüncelerin varlığını inkâr etmek değil; onların sizi nasıl etkilediğini fark edebilmektir. Düşüncelerinizle Aranıza Mesafe Koymak Mümkün Zihninizden geçen her düşünceyi gerçek kabul etmek zorunda değilsiniz. Bir düşünce geldiğinde onu hemen doğru veya yanlış ilan etmek yerine, “Bu yalnızca bir düşünce.” diyebilmek, kişinin kendi iç dünyasını daha sakin ve bilinçli bir biçimde değerlendirmesine yardımcı olabilir. Bazen zihnimiz geçmişte yaşadığımız bir olayın etkisiyle bugün de aynı şeyin yaşanacağını söyler. Bazen de kendimizle ilgili yıllar önce öğrendiğimiz bir yargıyı, hayatımızın her döneminde geçerliymiş gibi taşırız. Ancak insan değişebilir, koşullar değişebilir ve düşünceler yeniden değerlendirilebilir. Carl Gustav Jung’un “Ben düşündüğüm şey değilim; düşüncelerimi gözlemleyenim.” anlayışıyla ilişkilendirilen yaklaşım, kişinin kendisini yalnızca zihninden geçen içeriklerle tanımlamaması gerektiğini hatırlatır. Burada önemli olan, düşünceleri yok saymak değil; onların hayatımızdaki yerini yeniden belirleyebilmektir. Eğer zihninizden geçen düşünceler sürekli olarak kaygı, suçluluk, değersizlik veya umutsuzluk duygularını artırıyor; ilişkilerinizi, kararlarınızı veya günlük yaşamınızı etkiliyorsa, bu düşüncelerle tek başınıza mücadele etmek zorunda değilsiniz. Destek almak için benimle iletişime geçebilirsiniz. Psikolojik danışmanlık sürecinde düşüncelerinizin nasıl oluştuğunu, hangi duygularla bağlantılı olduğunu ve yaşamınızı nasıl etkilediğini birlikte ele alabiliriz. Amaç, zihninizden geçen her düşünceyi susturmak değil; düşüncelerinizin sizi yönetmesine izin vermeden, kendi yaşamınızla ilgili daha bilinçli seçimler yapabilmenize yardımcı olmaktır. Unutmayın: Zihninizden geçen her düşünce size ait değildir; ancak o düşünceyle nasıl ilişki kuracağınızı öğrenebilirsiniz. İçeriklerimin devamı için abone olmayı unutmayın. Destek almak için randevu oluşturabilirsiniz. 🧠
Hicabi Aslan

Hicabi Aslan

Psikolojik Danışman — PDR

@eskisehirpsikoloji.co

Randevu Almak İster misiniz?

Hemen Randevu Al